► Bitkiler temelde kök, gövde ve yapraklar olmak üzere üç organa sahiptir. Bunların dışında; eşeyli üremeden sorumlu çiçek, tohum ve meyve gibi yapılar da taşırlar.
► Kök; bitkinin kök sistemi içinde yer alırken gövde ve yapraklar sürgün sistemi içinde yer alır.


► Kök; kara hayatına uyum sağlamış bitkilerde, gövdenin ters yönünde, yer çekimi doğrultusunda toprak içine doğru büyüyen bitki organıdır.
► Kloroplast taşımadığı için fotosentez yapmaz.
► Bitkiyi toprağa bağlar.
► Topraktan bitkinin ihtiyacı olan su ve minerallerin alınmasını sağlar.
► Bazı bitkilerde besin depolar, hormon salgılar, amino asit sentezler, gövdenin dik durmasını sağlar.
► Bitki tohumunun uygun koşullarda çimlenmesi ile embriyonik kök oluşur.
► Embriyonik kökte oluşan ilk yapıya Kök Taslağı (radikula) denir.
► Radikulanın gelişimi ile ortaya çıkan ilk köke Ana Kök denir.
► Ana kökün dallanması ile toprak altında Yan Kökler gelişir.

► Böylece kökün genişlemesi ile, bitkinin madde alma ve toprağa tutunma yüzeyi artar.
► Daha sonra kök ucunda bulunan apikal (uç) meristem mitoz bölünmeler ile primer dokuları oluşturur ve kökün boyca uzaması gerçekleşir.
► Kökün boyuna kesitinde net sınırlar ile ayrılmayan dört bölge bulunur. Bunlar;
1. Kaliptra (Kök Şapkası)
2. Hücre Bölünme Bölgesi
3. Uzama Bölgesi
4. Olgunlaşma (Farklılaşma) Bölgesi

► Kök ucu meristemini koruyan yapıdır.
► Bu bölgeyi yüksük şeklinde sarar ve kökün toprak içinde büyümesi sırasında kök ucunu korur.
► Canlı, gevşek yapılı, parankimatik hücrelerden oluşan bir yapıdır.
► Hücre çeperlerinde jelatinimsi bir madde olan Müsilaj bulunur. Müsilaj maddesi kaliptra hücreleri tarafından oluşturulur. Görevi; kök ucunun toprak içinde zarar görmeden kayarak uzamasını sağlamaktır.
► Bu bölgede primer meristem hücreleri bulunur.
► Primer meristem hücreleri kök ucunda sürekli bölünebilme yeteneğine sahiptir ve kaliptra tarafından korunur. Kaliptra hücreleri bu kısımda üretilir.
► Bu bölgenin uç kısmına Büyüme Konisi denir.
► Bu bölgede bulunan kök apikal (uç) meristem dokusu primer dokuları oluşturur. Primer dokular kök gelişim sürecinin ilk dokularıdır.
► Apikal meristem hücreleri farklılaşarak ilk iletim dokusunu oluştururlar.
► Uç meristem hücrelerinin bölünerek oluşturduğu yeni hücreler hızla dikey yönde büyür. Bu hücrelerin hacimleri ve uzunluklarında artış olur. Böylece kökün uzaması sağlanır.
► Buradaki hücreler bölünmezler. Uzama bölgesi; hücre uzamasının görüldüğü bölgedir.
► Bu bölgedeki hücreler farklılaşarak değişik hücre tiplerine dönüşürler.
► Örneğin; epidermis hücrelerinin bir çoğu dışa doğru uzayarak kök emici tüylerini oluşturur. Bu nedenle bu bölge su ve minerallerin topraktan emildiği bölgedir.
► Olgunlaşma bölgesinin en dış tabakasındaki hücreler epidermis tabakası olarak farklılaşırken, en içteki hücreler ise ksilem ve floemden oluşan merkezi silindiri oluşturur.
► Merkezi silindir ile epidermis arasında kalan hücreler temel doku (parankima gibi) olarak farklılaşır.
► Kökün yeni gelişen olgunlaşma bölgesinden enine kesit alınırsa dıştan içe doğru;
1. Kök Emici Tüyleri
2. Epidermis
3. Korteks
4. Endodermis
5. Merkezi Silindir yapıları görülür.

1. Kök Emici Tüyleri: Bitkinin kök yüzey alanını artırarak, su ve minerallerin emilmesini sağlar. Ayrıca topraktan emilen suyun mineral içeriğini kontrol ederek zararlı olanların hücreye girişini önler.
2. Epidermis: Kök emici tüylerini oluşturan en dış tabakadır. Kök epidermisinde kütikula tabakası bulunmaz. Tek çenekli (monokotil) ve çift çenekli (dikotil) bitkilerin köklerinde en dışta epidermis tabakası bulunur.
3. Korteks: Epidermis ile merkezi silindire arasında kalan bölümdür. Korteks parankima hücrelerinden oluşur. Kortekste bulunan parankima hücreleri ince çeperli, hücreler arası boşlukları fazla olan hücrelerdir.
4. Endodermis: Korteksin en iç tabakası endodermistir. Endodermis; topraktan alınan su ve minerallerin merkezi silindirde bulunan iletim dokusuna (ksileme) seçilerek geçişini kontrol eden ve denetleyen seçici bir engeldir. Tek sıralı hücre tabakasından oluşur. Endodermisin iç tarafında Periskl denen bir yapı bulunur. Periskl endpdermise komşudur. Meristematik özellik taşıyan, tekrar bölünebilen hücrelerden oluşmuştur. Periskl yan kök oluşumunu sağlar. Ayrıca lateral (uç) meristemin oluşmasında ve topraktan su ile alınan iyonların odun (ksilem) borularına taşınmasında görev alır. Periskl'ın hemen altında ksilem ve floemden oluşan merkezi silindir bulunur.
5. Merkezi Silindir: İletim demetlerini (ksilem ve floem) taşıyan bölümdür. Merkezi silindirde; iletim demetlerinin dizilişi tek ve çift çenekli bitkilerde farklıdır. Tek çenekli bitki kökünde kapalı iletim demeti, çift çenekli bitki kökünde ise açık iletim demeti bulunur.
| Çift Çenekli (Çok Yıllık) Bitki Kökü | Tek Çenekli (Tek Yıllık) Bitki Kökü |
|---|---|
| Ksilem; kökün merkezinde yıldız şeklindedir. Floem; ksilemin yıldız şeklindeki kolları arasında yerleşmiştir. Kambiyumun bölünen hücreleri merkeze doğru ksilemi, çevreye doğru floemi oluşturur. | İletim demetleri (merkezi silindirde) düzensiz olarak dağılmıştır. (Kambiyum bulunmadığı için) Ksilem ve floem öz bölgesinin etrafına dizilmiştir. |
| Ksilem ve floem arasında kökün enine kalınlaşmasını sağlayan demet kambiyumu bulunur. Böylece sekonder büyüme ile kökte enine kalınlaşma gerçekleşir. | Kökte demet kambiyumu bulunmaz. İletim demetlerini kökteki parankima hücreleri oluşturur. Sekonder büyüme görülmez. |
| Merkezde öz bölgesi yoktur. | Merkezde öz bölgesi bulunur. |
| Açık ileti demeti bulunur. | Kapalı iletim demeti vardır. |
► Epidermis, Korteks, Endodermis, Merkezi Silindir, Floem ve Ksilem

► Tek çenekli bitkiler genellikle otsu bitkilerdir. Çift çenekli bitkiler ise hem otsu hem de odunsu yapıda olabilirler.
► Ortak olmayan yapılar ise demet kambiyumu ve öz bölgesidir.
► Endodermis; korteks ile merkezi silindiri birbirinden ayıran kısımdır. Korteks ile iletim dokusunun yer aldığı merkezî silindir arasında madde girişini kontrol eden bir engel oluşturur.
► Su ve minerallerin endodermis tabakasından seçilerek geçmesinin nedeni, hücre duvarlarının su geçirmez bir madde olan süberinle kaplı olmasıdır.
► Süberinle kaplı olan bu kısımlara Kaspari Şeridi denir.
► Periskl, canlı ve ince çeperli parankima hücrelerinden oluşmuştur.
► Periskl; meristematik (bölünür) karakterde bir dokudur.
► Bir veya birkaç sıra hücre tabakasından oluşur.
► Bütün tohumlu bitkilerde yan kökler perisikldan oluşur.
Kökler yapılarına ve görevlerine göre iki gruba ayrılırlar.
1. Kazık Kök
2. Saçak Kök
► Ana kök iyi gelişmiş, kalınlaşmış ve toprağın içine doğru uzanmıştır.
► Periskldan oluşan yan kökler ise ana köke bağlı ve az gelişmiştir. Bunlar çift çenekli bitkilerde bulunur.
► Ispanak, ebegümeci, fasulye, havuç, lahana, bakla, bamya, gelincik, gül gibi çift çenekli bitkiler ile ve çam gibi açık tohumlu bitkilerin kökleri kazık köktür.
► Kazık kök sistemine sahip bitkiler, karasal ve kurak ortamlara uyum sağlamada daha başarılı bitkilerdir.

► Ana kök fazla gelişmemiştir. Bitki gövdesinin tabanından gelişen yan kökler ana kökle yaklaşık olarak aynı kalınlıktadır.
► Çimen gibi otsu bitkilerdeki saçak kökler, bitkiyi toprağa sıkıca bağlar. Bunlar tek çeneklilerde bulunur.
► Saçak kökler, iyi bir yer örtüsü oluşturduklarından erozyonun önlemesinde de oldukça önemlidirler.
► Buğday, arpa, mısır, soğan, pırasa, sarımsak, yulaf gibi tek çenekli bitkilerde saçak kök bulunur.

Bazı bitkilerin kökleri özelleşerek besin depo ederler. Besin depo eden bu köklere Depo Kökler denir. Bu bitkilerin kökünü besin olarak tüketiriz. Örneğin; havuç, şalgam, turp, kereviz, pancar gibi.

► Bitkinin toprak üstünde kalan sürgün sistemidir.
► Yaprak, çiçek, yan dallar, meyve ve tomurcuk gibi yapıları taşır.
Temel görevi; köklerden alınan su ve mineralleri ksilem ile yapraklara, yapraklarda oluşan organik bileşikleri de floemle bitkinin diğer bölümlerine taşımaktır. Yani madde iletimini sağlar.
► Gövde ayrıca; bitkiyi dik tutar, bazı bitkilerde su veya besin depolar, bazı genç gövdeler fotosentez yapar.
► Gövdede iletim demetleri iyi gelişmiştir. Yapraklar fotosentez ile sentezledikleri besini gövde aracalığı ile diğer organlara iletir.
► Genç bitki gövdeleri kloroplast taşıdıkları için fotosentez yapabilirler.
► Bazı bitkilerin gövdeleri; depolama, tırmanma, eşeysiz üreme gibi görevleri yapmak üzere özelleşmiştir.
► En gelişmiş gövde çiçekli bitkilerde bulunur.
1. Gövde üzerinde bir yaprağın çıktığı noktaya Nodyum (Düğüm) denir. İki nodyum arasında kalan bölgeye ise İnternodyum (Düğümlerarası Bölge) adı verilir.
2. Gövde ekseni üzerinde yan dalların oluşumunu sağlayan tomurcuklar bulunur. Bunlara Yanal Tomurcuk denir. Yanal tomurcukta bulunan meristemlerin bölünmesi ile gövdede yaprak taşıyan dallar oluşur. Yapraklar ve yan dallar daima nodyumlardan gelişir. Yan dallar ile, yaprak ve üreme organları için tutunma yüzeyleri oluşturulur.

3. Gövde ucunda bulunan Tepe Tomurcuğu sayesinde gövde boyuna uzar. Burada uç meristem hücreleri bulunur. Tepe tomurcuğu koruyucu pullarla korunur. İlkbaharda tepe tomurcuğunu koruyan pullar dökülür, yeni bir primer büyüme başlar. Tepe tomurcuğu bir yıl büyüdükten sonra tekrar koruyucu pullarla kaplanır. Bitkinin boyca uzaması güneş ışığından daha çok faydalanmasını sağlar.
► Tepe kısmından budanan bitkiler boyca uzayamaz. Bunun nedeni tepe tomurcuklarının zarar görmesidir.
Apikal Dormansi; tomurcukların uyku halinde kalmasıdır. Gövde üzerindeki tomurcukların faaliyetleri mevsime bağlıdır. Mevsim koşullarına göre tomurcukların bir kısmı aktifken bir kısmı pasif kalır ya da uyur.
► Tepe tomurcuğunun, yanal tomurcukların gelişmesini engellemesi Apikal Dormansi olarak adlandırılır.
► Bu durumda yanal tomurcuklar dormansi (uyku hali) durumuna geçerek tepe tomurcuğunun aktif olması ile bitki boyca uzar.
► Uyuyan tomurcuklar; herhangi bir yaralanma ya da budama durumunda tekrar uyanarak yeni sürgünler oluşturabilirler.

Yüksek yapılı bitkilerde iki çeşit gövde bulunur. Bunlar;
1. Otsu Gövde
2. Odunsu Gövde
► Bir ya da iki yıllık otsu bitkilerin gövdelerine Otsu Gövde denir.
► Otsu gövdede koruyucu doku Epidermistir. Epidermis kütikula ile çevrilidir. Karasal bitkilerde gövde epidermisinde stoma bulunur. Yeşil otsu gövdeler kloroplast taşır ve fotosentez yaparlar.
► Otsu bitkiler tek çenekli (monokotil) ve çift çenekli (dikotil) olabilirler.
► Buğday, mısır, lale, zambak, çim örnek verilebilir. Otsu gövdelerde boyca büyüme (primer büyüme) görülür. Genelde enine kalınlaşma (sekonder büyüme) gerçekleşmez. Bunlarda odun ve kabuk gibi yapılar bulunmaz.
Gövdenin enine kesitinde dıştan içe doğru;
- Epidermis (koruyucu doku)
- Destek ve Parankima Doku
- Parankimada düzensiz dağılmış iletim demetleri bulunur.
- İletim demetlerinden floem dışta ksilem ise içte yer alır.
- Demet kambiyumu dokusuna rastlanmaz. Kambiyum olmadığı için enine büyüme (sekonder büyüme) olmaz. Sadece primer büyüme görülür.
► İletim demetlerini parankima hücreleri (iletim parankiması) oluşturur. Ayrıca tek çeneklilerde; korteks tabakası ve öz bölgesi bulunmaz. Çoğunlukla tek yıllık bitkilerdir.

► Ayçiçeği, papatya, bezelye, mercimek, nohut gibi bitkiler örnek verilebilir.
► Aslında çift çenekli bitkilerin büyük çoğunluğu odunsudur.
Çift çenekli otsu gövdenin enine kesitinde dıştan içe doğru;
- Epidermis (Koruyucu Doku)
- Korteks
- İletim Demetleri (floem, ksilem)
- Kambiyum
- Öz Bölgesi bulunur.
► Epidermis gövdeyi dış etkilerden korur.
► Korteks; epidermis ile merkezi silindir arasında yer alır. Kortekste parankima, kollenkime, sklerenkima bulunur. (Temel doku)
► İletim demetleri; halka oluşturacak şekilde düzenli yerleşmiştir. Ksilem ile floem arasında kambiyum bulunur. Kambiyum; dışa doğru yeni floemi merkeze doğru yeni ksilemleri oluşturur.
► Öz bölgesi ise; parankima hücrelerinden oluşur.

| Tek Çenekli Otsu Bitki Gövdesi | Çift Çenekli Otsu Bitki Gövdesi |
|---|---|
| Kambiyum bulunmaz. | Kambiyum bulunur. |
| İletim demetleri düzensiz dağılmıştır. | İletim demetleri düzenlidir. |
| Gövdede enine kalınlaşma görülmez. | Gövdede enine kalınlaşma görülür. |
| Örnek; Buğday, mısır, lale, zambak, çim | Örnek; Ayçiçeği, papatya, bezelye, mercimek, nohut |
► Açık tohumlu bitkiler (kozalaklılar) ve çift çenekli (dikotil) bitkilerin çoğu odunsu gövdeye sahiptir.
► Koruyucu doku Peridermdir. Peridermde lentiseller (kovucuk) bulunur.
► Hücre çeperinde lignin (odun özü) birikir.
► İletim demetleri arasında Kambiyum bulunur. İletim demetleri düzenli sıralanmıştır.
► Odunsu gövdede enine kalınlaşma (sekonder büyüme) görülür.
► Bitki gövdesinin farklı kısımlarında aynı anda primer ve sekonder büyüme görülür.
► Gövde ucunda primer meristem boyuna uzamayı sağlar.
► Gövdede kambiyum (sekonder meristem) ksilem ve floemi oluşturarak sekonder büyümeyi sağlar.

► Gövde ucunda bulunan uç meristem hücreleri tarafından sağlanır.
► Açık ve kapalı tohumlu bitkilerin tamamında görülür.
► Primer büyüme bitkilerde yaşam boyu sınırsız büyümeyi sağlar.
► Gövdenin enine büyümesi ve kalınlaşmasını sağlar.
► Lateral (yanal) meristeme ait kambiyum dokusu tarafından gerçekleştirilir.
► Açık tohumlu (kozalaklı), odunsu çift çenekli ve bazı otsu çift çenekli bitkilerde sekonder büyüme görülür.
► Sekonder büyümede; demet (damar=vasküler) kambiyum ile mantar kambiyumu görev yapar.
► Demet kambiyumu; kök ve gövdede sekonder büyümeyi sağlarken ayrıca iletim doku elemanları olan ksilem ve floeminde oluşmasında görev yapar.
► Mantar kambiyumu; sekonder floemin dış kısmında yer alır ve mantar hücrelerini üretir.
► Floem ile ksilem arasında kalan bazı parankima hücreleri, hormonların etkisi ile tekrar bölünme özelliği kazanarak demet kambiyumunu oluşturur.
► Henüz odunlaşmamış genç gövdenin birincil floemi ile birincil ksilemi arasında demet (vasküler) kambiyum bulunur.
► Demet kambiyumdaki hücrelerin bölünmesi ile; gövdenin merkezine doğru sekonder ksilem, kabuk bölgesine doğru sekonder floem oluşur.
► Enine büyüme nedeni ile korteks ve epidermis dokusu bu gerilime dayanamaz ve parçalanır. Böylece mantar kambiyumu oluşur.
► Mantar kambiyumuna ait hücrelerin bölünmesiyle de mantar doku oluşur.
► Oluşan mantar doku hücreleri süberin denilen mumsu bir madde üreterek sertleşir ve cansızlaşır.
► Bu cansız hücreler parçalanan epidermis dokularının yerini alan peridermin oluşmasını sağlar.
► Ağacın dış kısmında bulunan mantar doku; bitkiyi mekanik etkilerden ve hastalık yapıcı patojenlerden korur.
► Oluşan mantar tabakası + mantar kambiyumu = peridermi oluşturur.
► Periderm; sekonder floem ile birlikte gövdedeki kabuğu oluşturur.

► Ilıman bölgelerde yaşayan ağaçların gövdesinden enine kesit alındığında iç içe bir çok halka görülür.
► Bu halkaların oluşumunda lateral (yanal) meristem görev yapar.
► Bu halkaların her biri bir yıl içinde oluşan ksilem dokudur. Bunlara yaş halkaları adı verilir.

► Gövdenin içinde merkeze yakın olan halkalar yaşlı, dış kabuğun hemen altındaki halkalar ise gençtir. Yani kabuğun altındaki halkalar en son oluşmuş yeni halkalardır.
► Ağaçlar genellikle ilkbaharda büyümeye başlar. Sonbarda ise genellikle büyüme durur.
► Büyüme mevsiminde; ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere iki kez odun (ksilem dokusu) oluşur.
► İlkbaharda oluşan odunun hücre çeperleri ince ancak hücreleri büyüktür.
► Sonbahar odununun hücre duvarları kalın hücreleri ise daha küçüktür.
► İlkbahar büyüme mevsiminin başlangıcı sonbahar ise büyüme mevsiminin sonunu ifade eder.
► İlkbahar odununun yoğunluğu sonbahar odununkinden daha azdır.
► Bu yoğunluk farkından dolayı; ilkbahar odunu açık renkli sonbahar odunu ise koyu renkli halkalar şeklinde görülür.
► İlkbahar ve sonbaharda oluşan açık ve koyu renkli halkalar ağacın bir yaşını gösterir.
► Böylece yıllık halkalar sayılarak ağacın yaşı tahmin edilebilir.
Patates ve yer elması gibi bitkilerin toprak altı gövdeleri besin olarak tüketilir.
► Yapraklar; bitkilerin fotosentez, terleme ve gaz alışverişini en etkin biçimde gerçekleştiği organdır.
► Gövde ve dallarda yanal tomurcuklardan gelişir.
► Gövdeden çıkan yapraklar farklı şekillerde olabilir.
► Genel olarak bir yaprak,

1. Genişlemiş bir yaprak ayası ve
2. Bir yaprak sapından oluşur.
► Yaprağın geniş, ince ve yassılaşmış olan büyük bölümüdür.
► Yaprak ayasının genişliği, bitkinin yaşadığı ekolojik bölge hakkında fikir edinmemizi sağlar.
► Kurak ortam bitkilerinde yaprak ayasının yüzeyi, küçülmüştür.
► Böylece bitkiler, daha az su kaybeder ve bitkilerin hayatta kalma şansları da artar.
► Nemli ortam bitkilerinde ise yaprak yüzeyleri oldukça geniştir.
► Bu nedenle bitkiler, hem Güneş ışığından daha fazla yararlanır hem de daha fazla terleme yapabilir.
► Bazı bitkiler; yaprak hücrelerinde kofulda biriktirdikleri atık maddeleri, yapraklarını dökerek bitkiden uzaklaştırır.
► Bundan dolayı yaprak dökümü boşaltım kabul edilir.
► Tek ve çift çenekli bitkilerde yapraktaki damarlanma farklılık gösterir.
► Tek çenekli bitkilerde yaprak ayası, kalın bir orta damar ve orta damara paralel uzanan yanal damarlara sahiptir.
► Çift çenekli bitkilerde ise yapraktaki kalın olan ana damarlar, dallanarak ağsı bir damarlanma oluşturur.
► Yaprak ayasının enine kesiti mikroskopta incelendiğinde yaprağı üstten ve alttan kuşatan epidermis hücreleri görülür.
► Yaprağın üst yüzeyini döşeyen hücre tabakasına üst epidermis, yaprağın alt yüzeyini döşeyen hücre tabakasına da alt epidermis denir.
► Bu hücreler, renksiz olduklarından Güneş ışığını geçirerek alttaki kloroplastlı hücrelere ulaştırır.
► Karada yaşayan bitkilerin çoğunda üst epidermisteki stoma ya çok az sayıda ya da hiç yoktur.
► Alt epidermisteki stoma sayısı ise üst epidermise göre daha fazladır.
► Epidermis hücreleri, mumsu salgılar üreterek kütikula tabakasını oluşturur.

► Karada yaşayan bitkilerin çoğunda kütikula, yaprağın üst kısmında daha kalındır.
► Hem alt hem de üst epidermis hücrelerinde kloroplast bulunmadığı için bu hücreler fotosentez yapamaz.
► Yaprağın üst ve alt epidermisinde bulunan stomaların hemen altında hava boşlukları bulunur.
► Bu boşluklar, mezofil tabakası içine doğru uzanmıştır.
► Boşlukların içi, sürekli hava ve su buharı ile doludur.
► Bu sayede gaz alışverişi ve terleme verimli gerçekleşir.
► Mezofil, yaprağın üst ve alt epidermisi arasında kalan bölümdür.
► Bu bölümde yer alan hücreler, fotosentez için özelleşmiş parankima hücreleri ve iletim demetleridir.
► Yaprak ayasını gövdeye bağlayan kısımdır.
► Yaprak ayasının güneş ışığından en verimli şekilde yararlanmasını sağlar.
► Yaprak sapından yaprak ayasına ulaşan ksilemler, yaprağa ihtiyaç duydukları su ve minerali taşır.
► Yaprakta üretilen besin maddeleri, floemlerle yaprak sapından gövdeye ve oradan da bitkinin diğer kısımlarına taşınır.
► Genellikle tek çenekli bitkilerin yapraklarında bir sap bulunmaz.
► Yapraklar doğrudan gövdeye bağlıdır.
► Bitkiler günlük hayatta besin üretiminde; kıyafet, mobilya ve kâğıt yapımında; inşaat alanında ve hastalıkları tedavi etmede kullanılabilir.
► Bazı bitkilerin köklerinde, sürgün sistemde fotosentez sonucu üretilmiş olan organik moleküller depo edilir.
► Bazıları besin olarak tüketilen bu kökler, günlük hayatta çiğ veya pişirilerek tüketilebilir.

► Havuç, turp, pancar, kereviz ve şeker pancarı gibi bitkiler bu tür bitkilere örnek verilebilir.
► Şeker kamışı, patates ve yer elması gibi bitkiler gövdesinde besin depo eden bitkilere örnek verilebilir.
► Fotosentezle enerji dönüşümü gerçekleştiren ve besin kaynağı olarak yaprakları yenen bitkilere marul, ıspanak, ebegümeci, semizotu, dereotu, nane, maydanoz, tere, roka, pazı, kereviz, kuzukulağı, lahana, oğul otu, fesleğen, kekik ve biberiye gibi bitkiler örnek verilebilir.
► Nane, fesleğen, kekik, biberiye gibi bitkiler kurutularak baharat olarak da tüketilir.

► Yeşil soğan ve pırasanın da yenen kısmı yapraktan oluşmaktadır.
► Salata veya yemek olarak sofraları süsleyen bu sebzeler, vitamin ve mineral açısından oldukça zengindir.
► Sağlıklı beslenmek için sebze ve meyveler günlük öğünlerde mutlaka tüketilmelidir.
► Bitkiler, içerdikleri etkili bileşikler nedeniyle hastalıkların tedavisinde de kullanılır.
► Tedavi ve hastalıkları önleyici olarak ilaç yapımında kullanılan bitkilere tıbbi bitkiler adı verilir.

► Bu bitkilerin yaprak, kök, çiçek, tohum, kabuk gibi kısımları veya tamamı tedavi amaçlı kullanılır.
► Anadolu’da efsaneleşmiş olan Lokman Hekim ve İbn-i Sina yaşadıkları dönemde çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde tıbbi bitkileri kullanmışlardır.
► Türkiye florasında bulunan bitkilerin 1000 kadarı ilaç ve baharat yapımında kullanılan bitkilerdir.
► Günümüzde tıbbi ve aromatik bitkiler; ilaç, parfüm, kozmetik, diş macunu, sabun, şeker sanayisinde ve baharat yapımında yaygın olarak kullanılmaktadır.
► Bu grup bitkiler, geçmişten günümüze miras bırakılan büyük bir hazinedir.
► Bu hazinenin gelecek kuşaklara ulaşması için tıbbi bitkileri toplayan kişiler mutlaka bilinçlendirilmelidir.
► Bitkiler doğadan toplanırken sonraki yıl da bitkinin varlığının devam etmesi için bitkinin bir bölümü arazide bırakılmalı, sadece kullanılacak kısmı toplanmalı, kalması gereken kısımlara zarar verilmemelidir.
► Tıbbi bitkilere; kekik, adaçayı, biberiye, kantaron, zencefil, ıhlamur, ekinezya, nane, tarçın, fesleğen, defne ve papatya örnek verilebilir.
► Halk arasında alternatif tedavi adı altında çok yaygın kullanılan bitkilerle tedavide çok dikkatli olmak gerekir.
► Bitkilerin içerdikleri etken maddeler bilinçsiz kullanıldığında veya bitkilerde doğru tür kullanılmadığında çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabilir.
► Bitkilerle tedavide; kullanılan bitkinin etken maddesi, yan etkileri ve doğru kullanım miktarı bilinmelidir.