Konu Detayı Sayfası
► Bir canlı türünde bireyler arasında karakter bakımından önemli ölçüde faklılıklar bulunmaktadır. Yani tür içinde aynı genleri paylaşan bireyler birbirlerinden farklıdır. Bir popülasyon içinde gözlenebilen karakteristik farklılıklara varyasyon denir.
► Varyasyonlar genetik ve genetik olmayan olarak iki grupta incelenir.
► Genetik olan varyasyonlar; üreme hücrelerindeki mutasyon, mayoz ve eşeyli üreme ile gerçekleşirken genetik olmayan varyasyonlar ise sıcaklık, ışık miktarı, beslenme, kimyasal maddeler ve mekanik etkiler gibi çevresel faktörlerle ortaya çıkan modifikasyonlardır.
► Çevresel şartlar devamlı değişim içindedir. Bu şartlar kendine uyumlu özelliklere sahip bireylerin yaşama ve üreme şanslarını artırırken uyum gösteremeyen bireylerin elenmesine neden olur. Bu nedenle gelecek nesiller, çevresel şartlara uyumlu özellikleri taşıyan bireylerden oluşur.
► Türler, nesilden nesile geometrik dizi şeklinde artma eğilimi gösterir.
► Canlılar yaşamak için gerekli besin, su, ışık ve diğer çevresel faktörler bakımından rekabet hâlinde olup bu rekabetle başarılı olan bireyler yaşarken diğerleri elenir.
► Canlılarda sayıca artma eğilimi olduğu hâlde, bir türdeki birey sayısı bu rekabetten dolayı hemen hemen sabit kalır.
► Her türün bireyleri arasında genetik farklılıklar gerçekleşebilir ve yeni kalıtsal varyasyonlar gözlenebilir. Sonuçta bazı kalıtsal varyasyonlara sahip bireylerin belirli bir çevrede yaşama şansı artarken diğer bireyler elenir.
► Çevre şartlarına uygun kalıtsal varyasyonlara sahip olan bireylerin yaşama şansı, diğer bireylere oranla daha fazla olacaktır.
► Bu durumun sonucu olarak çevreye uygun varyasyonlara sahip bireylerin sayısında artma, diğer bireylerin sayısında ise bir azalma beklenebilir.
► Aynı türün bireyleri arasındaki varyasyonlar, değişik çevrelerde, farklı şekillerde seçilime uğrar.

► Bu seçilim sonucunda zamanla nesiller arasındaki farklar daha belirgin hâle gelerek bir türden, yeni türler gelişir.
► Belirli kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin, değişen çevre koşullarında, bu özelliklerinden dolayı diğer bireylere göre yaşama ve üreme şanslarının daha yüksek olmasına doğal seçilim denir.
► Doğal seçilim, çevreye uygun varyasyonlara sahip bireylerin yaşayıp diğerlerinin elenmesidir. Bu durum, canlıların çevreye uyum sağlamalarına yani adaptasyona neden olur.
► Adaptasyon, canlı türlerinin yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özelliklerdir.
► Örneğin DDT, böcek ilacıdır. Ancak DDT’nin ilk kullanıldığı bölgede hemen hemen bütün sinekler, ilacın etkisiyle ölmüştür. Bununla beraber pek az sayıda birey, sahip olduğu varyasyonlardan dolayı DDT’den zarar görmemiştir. Bu bireyler DDT’li ortamlarda yaşama ve üreme şanslarını artırdıklarından o bölgede dayanıklı bireylerin sayısı sonraki yıllarda artmıştır. İlerleyen zamanlarda ise DDT’ye dayanıklı sinekler yaşamaya devam etmiştir.
► Dayanıklı varyasyona sahip sinekler, başlangıçta çok az sayıda olduğu hâlde DDT kullanılan bölgelerde sinek topluluklarının hemen hemen tümünü meydana getirmiştir. DDT’nin kullanılması, dayanıksız sinekler yerine dayanıklı sineklerin yaygın hâle gelmesini sağlayan seçici bir faktör olmuştur. Yani DDT, bir çevre faktörü olarak ortaya çıkmış, seçilime sebep olmuştur.
► Bir türün bireyleri arasındaki kalıtsal varyasyonlar üzerinde de biraz durmalıyız. Çünkü doğal seçilimin işlemesi için her şeyden önce aynı türe ait bireyler arasında farklı kalıtsal özellikler taşıyan bireylerin bulunması gerekir
► Bir canlının sahip olduğu bütün kalıtsal özelliklerin eşey hücreleri yoluyla nesilden nesile geçtiğini biliyoruz. Eşey hücrelerinin çekirdeklerindeki kalıtımı aktaran maddenin kimyasal yapısında radyasyon, X ışınları, UV ışınlar, kimyasal maddeler, virüsler gibi sebeplerle değişiklikler meydana gelebilir. Bu olaya mutasyon denir.

► Eşey hücrelerinin kalıtım materyalindeki mutasyonlar, yeni nesildeki bireyler arasında farklı özellikler oluşturabilir.
► Doğal seçilim, bu varyasyonları, farklı çevrelerde o çevrenin şartlarına göre değişik şekillerde seçerek değişime yön verir ve yeni türlerin gelişmesine yol açar.
► Canlılardaki değişimin, belirli bir türde, çok uzun zaman boyunca eklenen veya çıkarılan birçok küçük adaptasyon sonucu oluştuğu düşünülebilir.
► Sonunda bir grup birey, aynı türün diğer bireylerinden o derece farklı hâle gelir ki diğer bireylerle verimli döller oluşturamaz ve bu bireyler yeni bir tür olarak kabul edilir.
► Direnç kelimesi, dayanma ve karşı koyma gücü anlamına gelmektedir.
► Antibiyotik direnci, antibiyotik denilen maddeye dayanabilmek ya da karşı koyabilmek ve antibiyotiklerden etkilenmemektir. Küf mantarları ve bazı canlılar tarafından üretilen antibiyotik denilen penisilin, streptomisin, teramisin gibi kimyasal maddeler, insanlarda hastalık yapan bakteri türlerinin yok edilmesi için kullanılmaktadır.
► Ancak bakteri türlerindeki kalıtsal varyasyonlar, antibiyotiklere karşı direncin oluşmasına neden olmaktadır.
► Antibiyotik direnci, bir bakterinin antibiyotiklerin etkilerine karşı durabilme yeteneğidir. Özellikle penisilinin keşfinden sonra bakteriler antibiyotiklere karşı hızla direnç geliştirmeye başlamıştır.
Peki, bu direnç nasıl oluşur? Yaşamın her alanında gördüğümüz bakteriler, antibiyotik direncini temelde 4 ana mekanizmayla oluşturur:
• Bakterinin hücre zarı; antibiyotikleri içeri almayan, geçirgenliği olmayan bir bariyer oluşturur.
• Bakteri, antibiyotiklerin bağlandığı reseptörleri değiştirir. Böylece bakteri üzerinde bağlanacak yer bulamayan antibiyotik, o bakteriye karşı işlevsiz kalır.
• Bakteri, antibiyotik ona zarar vermeden önce antibiyotiği işlevsiz kılacak enzimler üretir.
• Antibiyotik, bakteri tarafından özelleşmiş mekanizmalarıyla hücre dışına atılır.
► Antibiyotik direncine sahip bakteriler antibiyotik varlığında, dirençli olmayan bakterilere göre avantaj sağlar.
► Bunun sonucunda, belirli bir süre sonra ortamdaki bakterilerin çoğu o antibiyotiklere karşı doğal olarak seçilerek direnç sahibi olur.
► Ayrıca, bakteriler dirence neden olan genetik özelliklerini farklı bakteri türlerine de aktarabilir.
► Bu durum antibiyotik direncinin bakteriler arasında yaygınlaşmasına sebep olur.
► Bilim insanları dirençli bakterileri yok etmek için yeni moleküller üzerinde çalışsalar da elde edilen veriler, bakterilerdeki antibiyotik direncinin hızla arttığını ve dirençli bakterilerin yakın gelecekte çok büyük sorunlara neden olacağını göstermektedir.
► Öyle ki yakın gelecekte enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde antibiyotikler tamamen etkisiz hâle gelebilir ve basit yara enfeksiyonları bile ölümle sonuçlanabilir. Bakterilerin hangi antibiyotik çeşidine direnç gösterdiklerini anlamak için yapılan testlere antibiyogram testi adı verilir.

► Bu test sayesinde uygun antibiyotik kullanılır. Antibiyotik direnci oluşumunu azaltmak için hekimlerin verdiği reçete bilgilerine göre ve belirtilen miktarlarda tüketmeliyiz. Ayrıca doktor bilgisi dışında antibiyotik tüketilmemelidir.
► Pestisit terimi; insektisit (böcek öldürücü), herbisit (yabani ot öldürücü), fungusit (mantar öldürücü), rodentisit (kemirgen öldürücü) vb. şeklinde sınıflandırılan kimyasal maddelerin tümünü kapsamaktadır.
► Pestisitlerin kullanımı çok eski tarihlere dayanmaktadır. MÖ 1500’lere ait bir papirüs üzerinde bit, pire ve eşek arılarına karşı insektisitlerin hazırlanışına dair kayıtlar bulunmuştur.
► 19. yy.da zararlılara karşı inorganik pestisitler kullanılmış, 1940’lardan sonra pestisit üretiminde organik kimyadan faydalanılmış, DDT, insektisit ve herbisitler keşfedilmiştir.
► Bugüne kadar 6000 kadar sentetik bileşik patent almasına karşın, bunlardan 600 kadarı ticari kullanım imkânı bulmuştur.
► Ülkemizde tarımı yapılan kültür bitkileri, sayıları 200’ü aşan hastalığın ve zararlının tehdidi altındadır. Bunlarla etkili şekilde mücadele edilmediği için toplam ürünün yaklaşık 1/3’ü kayba uğramaktadır. Bu kayıpların önlenmesi bakımından pestisitlerin daha uzun yıllar büyük bir kullanım potansiyeline sahip olacağı kuşkusuzdur.
► Pestisit kullanımında en yoğun kullanılan gruplar sırasıyla herbisitler, insektisitler ve fungusitlerdir.
► Bununla beraber, yoğun ve bilinçsiz pestisit kullanımının sonucunda gıdalarda, toprak, su ve havada kullanılan pestisitin kendisi ya da dönüşüm ürünleri kalabilmektedir.
► Pestisit kalıntılarının önemi, 1948 ve 1951 yıllarında insan vücudunda organik klorlu pestisit kalıntılarının bulunmasıyla anlaşılmıştır. Pestisitlerin bazıları zehirlilik açısından bir zarar oluşturmazken bazılarının kanserojen, sinir sistemini etkileyici hatta mutasyon oluşturucu etkileri saptanmıştır.
► Pestisit kalıntılarının en önemli kaynağı gıdalardır. Bu nedenle 1960 yılında FAO (Gıda Tarım Örgütü) ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) “Pestisit Kalıntıları Kodeks Komitesi”ni kurmuş ve bu komitenin çalışmaları sonucu konu ile ilgili tanımlamalar yapılmış, bilimsel araştırma verilerine dayanılarak gıdalarda bulunmasına izin verilen maksimum kalıntı değerleri saptanmıştır.
► Ülkemizde de tarımsal ürünlerde kullanılan pestisitlerin gıdalarda bulunması müsaade edilebilir maksimum miktarları, ürün ve ilaç bazında belirlenmiştir. Bu bilgilere Tarım ve Orman Bakanlığının genel ağ sayfasından kolaylıkla ulaşmak mümkündür.
► Mücadelede kullanılan pestisitlere karşı zararlıların dayanıklılık kazandıkları bilinmektedir.
► Dayanıklılığın pratikteki anlamı, hastalıkların ve zararlıların daha önce kendilerine karşı başarıyla uygulanan zehirli maddelerden artık etkilenmedikleridir.
► Tarımsal ürün zararlılarında meydana gelen çeşitli tipteki dayanıklılıklar sonucunda pestisitin etkinliğindeki azalmayı aşmak için daha yüksek dozlarda uygulama gerekmekte, bu da hem maliyetin artmasına ve ürün veriminde azalmalara yol açmakta hem de üründe ve çevrede kalıntı miktarını ve kirliliği artırmaktadır.
► Bu nedenle pestisit kullanımı engellenmeli, daha çok biyolojik mücadele yöntemi tercih edilmelidir.

► İnsanlar, tarih boyunca belirli özelliklere sahip hayvanların ve bitkilerin kendi aralarında döllendirilmesiyle istenen özellikteki yavruların doğma şansının artırılabileceğini biliyorlardı.
► Bir türe ait canlılarda insanlar tarafından istenilen bazı özelliklerin seçilmesi ve kontrollü olarak yetiştirilmesine yapay seçilim denir.
► Bilim insanları, konu üzerinde çok uzun yıllar çalışmış ve pek çok evcilleştirme işlemi gerçekleştirmişlerdir.
► Yapay seçilim, canlılarda istenilen özelliklerin insanlar tarafından seçilip üretilmesidir.
► Yapay seçilimin birçok uygulaması vardır. Örneğin günümüzdeki bütün evcil köpekler, Canis lupus familiaris (Kanis lupus familiaris) ve Canis lupus dingo (Kanis lupus dingo) denilen iki alt türe aittir. Bunların tümü, vahşi kurt olarak bildiğimiz Canis lupus türünün alt türleridir. Günümüzde görülen çok farklı köpek çeşitliliği, insanların seçimleri nedeniyle ortaya çıkmıştır.

► Yabani lahananın (Brassica oleracea-brassika olarasea) yapay seçilimi sonucu, insanlar bu lahananın farklı özelliklerini seçmiş ve brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, karalahana, kıvırcık lahana, yer lahanası gibi çeşitlerini elde etmiştir. İnsanlar tarafından yapay olarak seçilmiş ve yetiştirilmiş hayvan ve bitki türleri kültür olarak adlandırılır.

► Yediğimiz etler, genellikle en kaliteli ete sahip inek, koyun vb. hayvanların, sürekli kaliteli ete sahip olan diğer bireylerle çiftleştirilmesi sonucu elde edilmektedir.
► Dünyanın en ünlü atlarından olan İngiliz atları, Arap atlarının sürekli olarak en hızlı ve güçlülerinin yapay olarak seçilmesi sonucunda elde edilmiştir. Bu seçilim, günümüzde de yapay olarak sürdürülmektedir.
► Yapay seçilimin pek çok kullanım alanını görebiliyoruz. Örneğin yapay seçilim, bakteriler arasında da uygulanarak bazı ilaçlar üretilebilmektedir.
► Yapay seçilim, tür içi çeşitliliği azaltır. Bu nedenle de yapay seçilimin hastalıklara, salgınlara ve bazı zayıf özelliklere sebep olabilen olumsuz etkileri de görülebilir.
► Örneğin sürekli bol süt veya et vermesi yönünde seçilim yapılan bir canlının, doğada serbest bırakıldığında yaşamak için zorluklar çektiği görülür. Bu nedenle yapay seçilimin uygulandığı yerlerde, çok ciddi bir bakım ve takip gerekir.
Aşağıda birbiri ile bağlantılı doğru (D) ya da yanlış (Y) ifadeler içeren tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğinde bir soru verilmiştir. “a”dan başlayıp cümlelerin doğru ya da yanlış olduğuna karar vererek ilgili ok yönünde ilerleyiniz. Her cevap bir sonraki aşamayı etkileyecektir. Vereceğiniz cevaplarla doğru çıkışı bulunuz.

Cevap: a. D → b. Y → d. D → 3. çıkış
Konuya Ait Çıkmış Sorular
Konu İle İlgili Çalışma Soruları
Zirai mücadelede insektisit uygulaması başlangıçta olumlu sonuçlar verir ancak insektisitler zamanla etkisini yitirir. İnsektisit uygulamasına karşı hayatta kalabilen böcekler kalıtsal yapı bakımından dirençlidir.
Buna göre
I. İnsektisit böceklerde yeni gen oluşumuna sebep olur.
II. Dirençli böcekler çoğalarak direnç genlerini bir sonraki nesle aktarır.
III. Böcekler insektisitlere karşı doğal seçilim yoluyla direnç geliştirir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Doğru Cevap: D
Doğal seçilim, bir popülasyondaki bireylerin çevre koşullarına en uygun olanlarının hayatta kalıp üremesi ve genlerini gelecek nesillere aktarmasıdır. Bu süreç, canlıların çevrelerine uyum sağlamasını ve zamanla yeni özellikler kazanmasını sağlar. İnsektisit direnci de doğal seçilimin en güzel örneklerinden biridir.
Bu soru, doğal seçilim mekanizmasını ve canlılardaki adaptasyon sürecini yorumlamaya dayalıdır. İnsektisit direnci örneği üzerinden doğal seçilimin nasıl işlediğini kavramamızı gerektirir. Öncülleri dikkatlice değerlendirmeliyiz.
I. İnsektisit böceklerde yeni gen oluşumuna sebep olmaz. Yeni genler mutasyonlar sonucu kendiliğinden ortaya çıkar; insektisit sadece, zaten var olan direnç genlerine sahip bireyleri seçerek onların hayatta kalmasını sağlar.
II. Dirençli böcekler hayatta kalıp üreyerek, genetik olarak dirençli yavrular oluşturur ve bu direnç genlerini sonraki nesillere aktarır. Bu durum, doğal seçilimin ve kalıtımın temel bir prensibidir.
III. İnsektisitler, dirençli olmayan böcekleri eleyerek, dirençli olanların hayatta kalıp üremesini sağlar. Bu durum, zamanla popülasyonda direnç genlerinin yaygınlaşmasına, yani doğal seçilim yoluyla direnç gelişmesine yol açar.
A) Yalnız I ifadesi yanlıştır çünkü I. öncül hatalıdır, insektisit yeni gen oluşturmaz.
B) Yalnız III ifadesi eksiktir, II. öncül de doğrudur ve dirençli genlerin aktarımını açıklar.
C) I ve II ifadesi yanlıştır, I. öncül doğru değildir.
D) II ve III ifadeleri doğrudur. Dirençli böcekler genlerini aktarır ve bu süreç doğal seçilimle gerçekleşir.
E) I, II ve III ifadesi yanlıştır, I. öncül hatalı bilgi içermektedir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı.
Mutasyonla ilgili
I. Canlıların değişen çevre şartlarına uyumunu sağlayabilir.
II. Somatik hücrelerde meydana geldiğinde bir sonraki nesle aktarılır.
III. Çevresel faktörlerin etkisiyle meydana gelebilir.
ifadelerinden hangileri yanlıştır?
Doğru Cevap: A
Mutasyonlar, canlıların genetik materyali olan DNA'da meydana gelen ani ve kalıcı değişikliklerdir. Bu değişiklikler, bir canlının özelliklerini etkileyebilir ve nesiller boyu aktarılabilir. Mutasyonlar genellikle rastgele oluşur ancak bazen çevresel faktörler de tetikleyebilir. Canlıların çeşitliliğinde ve evriminde önemli bir rol oynarlar.
Bu soru, mutasyonlar konusundaki temel bilgilerinizi ölçmek için hazırlanmış bir bilgi ve kavrama sorusudur. Verilen öncüllerdeki ifadelerin doğru mu, yanlış mı olduğunu ayırt etmeniz gerekiyor. Özellikle mutasyonların aktarımı ve nedenleri hakkındaki bilginize dikkat etmelisiniz.
I. Canlıların değişen çevre şartlarına uyumunu sağlayabilir. Bu ifade doğrudur. Mutasyonlar sayesinde canlılar yeni özellikler kazanabilir ve bu yeni özellikler, değişen çevre koşullarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olabilir. Bu durum, doğal seçilimin temelini oluşturur.
II. Somatik hücrelerde meydana geldiğinde bir sonraki nesle aktarılır. Bu ifade yanlıştır. Somatik hücreler vücut hücreleridir (örneğin deri, kas hücreleri). Somatik hücrelerdeki mutasyonlar sadece o bireyi etkiler ve sonraki nesillere aktarılmaz. Sadece üreme hücrelerindeki (eşey hücreleri) mutasyonlar kalıtsaldır ve yavrulara geçebilir.
III. Çevresel faktörlerin etkisiyle meydana gelebilir. Bu ifade doğrudur. X ışınları, UV ışınları, bazı kimyasallar gibi çevresel faktörler mutajen adı verilen ajanlar olarak DNA'da mutasyonlara neden olabilir.
A) Yalnız II: Bizim analizimize göre, sadece II. öncül yanlıştır. Bu şık doğru cevabı göstermektedir.
B) Yalnız III: III. öncül doğrudur, bu yüzden bu şık yanlış bir seçenektir.
C) I ve II: I. öncül doğru olduğu için bu şık yanlış bir ifadedir.
D) I ve III: Hem I. hem de III. öncül doğru olduğu için bu şık da yanlış bir seçenektir.
E) I, II ve III: I ve III doğru olduğu için bu şık da yanlış bir ifadedir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: A şıkkı. Çünkü mutasyonlardan sadece somatik hücrelerde meydana gelenler bir sonraki nesle aktarılmaz; üreme hücrelerindeki mutasyonlar aktarılır. Diğer iki öncül ise mutasyonların adaptasyondaki rolü ve çevresel faktörlerle ilişkisi açısından doğrudur.
Bir bakteri kolonisine tek çeşit antibiyotik verilmiş ve bu kolonideki bazı bakterilerin hayatta kalıp çoğalabildikleri gözlenmiştir. Gözlem sırasında A, B ve C petri kaplarında meydana gelen değişimler aşağıda gösterilmiştir.

Buna göre başlangıçta sayısı az olan dirençli bakterilerin sayısının artması ve duyarlı olan bakterilerin tamamen yok olması aşağıdakilerden hangisi ile açıklanamaz?
Doğru Cevap: D
Bu soru, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesi ve doğal seçilim mekanizmasını anlatıyor. Antibiyotikler, ortamdaki başlangıçta var olan dirençli bakterileri seçerek hayatta kalmalarını ve çoğalmalarını sağlar. Böylece, popülasyonda dirençli bakterilerin oranı artar.
Bu soru, verilen bir durumu ve görseli yorumlama, biyolojik prensipleri (doğal seçilim, adaptasyon, genetik) kullanarak olayı açıklama becerini ölçüyor. Özellikle "açıklanamaz" ifadesi, doğru olmayan bir bilgiyi veya yanlış bir nedensel ilişkiyi bulmanı istiyor.
Görselin Durumu: Başlangıçta (A kabı) hem antibiyotiğe duyarlı (sarı) hem de dirençli (kırmızı) bakteriler bir arada bulunuyor. Antibiyotik eklendikten sonra (B kabı) duyarlı bakterilerin öldüğü (beyaz), dirençli bakterilerin ise hayatta kaldığı görülüyor. Sonrasında besin ortamı sağlanınca (C kabı), sadece hayatta kalan dirençli bakterilerin çoğalarak popülasyonu oluşturduğu gözleniyor. Soru, bu sürecin nedenlerinden hangisinin yanlış olduğunu soruyor.
A) Seçilim yoluyla dirençli bakterilerin hayatta kalması ve çoğalması: Bu ifade, görselde yaşanan olayın temelini oluşturur. Antibiyotik, dirençli bireylerin seçilerek çoğalmasını sağlamıştır. Bu, doğru bir açıklamadır.
B) Antibiyotiğe dirençli bakterilerin genetik yapısının hayatta kalmayı sağlaması: Bakterilerin dirençli olması, genetik özelliklerinden kaynaklanır. Bu genler sayesinde antibiyotiğe karşı koyabilirler. Bu, olayı açıklayan temel bir biyolojik nedendir.
C) Çevre koşullarına uyum sağlayabilen bakterilerin sayısının artması: Antibiyotik içeren ortam yeni bir çevre koşuludur. Bu koşula uyum sağlayabilen (yani dirençli) bakteriler hayatta kalıp çoğalmıştır. Bu da olayın bir açıklamasıdır.
D) Antibiyotik uygulamasının bakterilerin genetik yapısını rastgele değiştirmesi: Bu ifade yanlıştır. Antibiyotikler, bakterilerin genetik yapısını rastgele değiştirerek onlara direnç kazandırmaz. Direnç, antibiyotik uygulanmadan önce mutasyonlar sonucu zaten bakterilerin genetik yapısında vardır. Antibiyotik sadece bu dirençli bakterileri seçer, yani hayatta kalıp çoğalmalarına olanak tanır. Dirençli genler antibiyotik etkisiyle oluşmaz.
E) Duyarlı bakterilerin antibiyotiğe karşı direnç genlerinin bulunmaması: Duyarlı bakterilerin ölmesinin nedeni, antibiyotikle mücadele edecek direnç genlerine sahip olmamalarıdır. Bu da olayı açıklayan doğru bir ifadedir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı.
Pestisit tarımsal alanlara zarar veren canlıların etkisini ortadan kaldırmak için kullanılan zirai ilaçların genel adıdır.
Buna göre tarımda verimi artırmak için
I. insektisit (böcek öldürücü),
II. herbisit (yabani ot öldürücü),
III. fungusit (mantar öldürücü)
maddelerinden hangileri kullanılabilir?
Doğru Cevap: E
Tarımda daha fazla ürün alabilmek için bitkilere zarar veren canlılarla mücadele etmek çok önemlidir. Pestisitler, bu zararlıları kontrol altına almak için kullanılan kimyasal maddelerin genel adıdır. Bu maddeler sayesinde bitkiler daha sağlıklı büyüyebilir ve daha iyi bir hasat elde edilebilir. Ancak bu ilaçları doğru ve dikkatli kullanmak hem çevremizi hem de kendi sağlığımızı korumak için çok önemlidir.
Bu soru, pestisit çeşitlerini ve bunların tarımsal verime nasıl etki ettiğini anlamanızı bekliyor. Öncüllerde verilen terimlerin ne anlama geldiğini bilmeniz ve tarımsal uygulamalarla bağlantısını kurmanız gerekiyor. Biyolojideki temel kavramları ve bunların günlük hayattaki karşılıklarını iyi öğrenmek size yardımcı olacaktır.
I. insektisit (böcek öldürücü): İnsektisitler, ekinlere zarar veren böcekleri yok etmek veya onların popülasyonunu azaltmak için kullanılır. Böceklerin bitkilere zarar vermesi engellendiğinde, hasat miktarı ve kalitesi artar.
II. herbisit (yabani ot öldürücü): Herbisitler, ekili ürünlerle rekabet eden yabani otları ortadan kaldırır. Yabani otlar yok olduğunda, ekili bitki suya, besine ve ışığa daha fazla ulaşabilir, bu da verimi artırır.
III. fungusit (mantar öldürücü): Fungusitler, bitkilerde hastalıklara neden olan mantarları kontrol etmek için kullanılır. Mantar enfeksiyonları ürünün büyümesini engelleyip kalitesini düşürebileceğinden, fungusit kullanımı verimi korur veya artırır.
A) Yalnız I: Sadece böceklerle mücadele etmek, yabani otlar ve mantarların da verimi olumsuz etkileyebileceği gerçeğini göz ardı eder.
B) Yalnız III: Sadece mantarlarla mücadele etmek, böcek ve yabani ot zararlarını görmezden geldiği için verimi tam olarak artıramaz.
C) I ve II: Böcekler ve yabani otlarla mücadele önemli olsa da, mantar hastalıkları da ürün verimi için ciddi bir tehdittir.
D) II ve III: Yabani otlar ve mantarlarla mücadele faydalıdır, ancak ürünlere zarar veren böceklerin etkisini hesaba katmaz.
E) I, II ve III: Tarımsal ürünlere zarar veren başlıca canlı grupları olan böcekler, yabani otlar ve mantarlarla kapsamlı bir mücadele, verimi en üst düzeye çıkarmak için hepsi birlikte kullanılabilir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: E şıkkı. Tarımda verimi artırmak için, bitkilere zarar veren farklı türdeki canlılarla (böcekler, yabani otlar, mantarlar) mücadele etmek gerekir ve bu amaçla insektisit, herbisit ve fungusit gibi pestisit türlerinin hepsi kullanılabilir.