Böbrek hastalarının bağlandığı diyaliz makinesinin çalışma prensibi şekilde verilmiştir.

Buna göre,
I. Diyaliz, böbrek yetmezliği olan kişilerde vücutta biriken fazla sıvı ve atıkların yarı geçirgen bir zar aracılığıyla temizlenmesini sağlar.
II. Difüzyon kurallarına göre enerji harcanmadan gerçekleşir.
III. Tek yönlü bir sistem olan bu makinede temizlenen kan hastanın vücuduna geri gönderilir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Hücre zarından geçemeyen büyük moleküllerin hücre içine alınmasında (endositoz) ve hücre dışına taşınmasında (ekzositoz) enerji gereksinimli mekanizmalar etkilidir. Örneğin amip, katı besinin etrafını hücre zarından oluşan yalancı ayaklarıyla tamamen sararak katı besini besin kofulu adı verilen zarla çevrili bir kese içinde paketler. Besin kofulunun hidrolitik enzimler içeren lizozom ile kaynaşmasından sonra katı besin sindirilir ve oluşan atıklar dış ortama bırakılır. Hücre içindeki moleküllerin sindirilemeyenleri boşaltım kofulu içinde hücre zarına getirilerek koful zarı, hücre zarıyla
birleşim yerinden açılarak atık maddeleri dışarı atar.
Buna göre taşınma şekilleri ile ilgili,
I. Hücre zarının yüzeyi endositoz olayında küçülürken ekzositoz olayında büyür.
II. Endositoz olayında ATP harcanırken ekzositoz olayında harcanmaz.
III. Her iki taşımada yoğunluk farkı önemlidir.
ifadelerinden hangilerine ulaşılabilir?
Yüksek tuz yoğunluğuna sahip ortamlarda yaşayan bitkilere tuzcul (halofit) bitkiler denir. Bu bitkiler hücre içi yoğunluklarını yüksek tutarak bulundukları ortama adapte olmuşlardır. Tuzcul bitki üzerinde yapılan bir deneyde, bitki yaşadığı ortamdan alınarak tuz yoğunluğunun giderek artırıldığı bir ortama konuluyor ve bitkideki su tutma kapasitesinin değişimi ölçülüp şekildeki grafik elde ediliyor.

Deney ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Hücre zarı ve hücre duvarı farklı geçirgen özelliklere sahiptir. Hücre duvarı tam geçirgen, hücre zarı ise seçici ve yarı geçirgendir. Hücre zarından monomerler (glikoz, fruktoz, galaktoz, amino asit vb.), vitaminler, iyonlar (H+, Cl- vb.), ayıraçlar (lugol, fenol kırmızısı), gazlar (O2, CO2 vb.) gibi küçük moleküller geçerken büyük moleküller (protein, nişasta, maltoz, laktoz, enzim vb.) geçemez.
Buna göre şekildeki gibi bölmelere ayrılmış düzenekte K bölmesine glikoz, maltaz enzimi, nişasta; L bölmesine Na iyonları ve maltoz; M bölmesine ise lugol çözeltisi, laktoz ve CO2 konulup bekleniyor.

K ve L bölmeleri hücre zarı, K ve M bölmeleri hücre duvarı, M ve L bölmeleri hücre zarı ile birbirinden ayrıldığına göre madde geçişlerinin gerçekleşmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
(Lugol, nişastayı mavi renge çevirir; maltaz enzimi, maltozu glikoz moleküllerine parçalar.)
Öğrenci Plus
Bu çalışmanın açıklamalı çözümüne Öğrenci Plus ile erişebilirsiniz.
Paketleri inceleHücre Zarının Özellikleri
• Tüm canlılarda bulunan ortak bir yapıdır.
• Tek katlı zarla çevrilidir. Üzerinde ribozom taşımaz.
• Endoplazmik Retikulum tarafından oluşturulur.
• Canlı, esnek, ince, seçici geçirgen (yarı geçirgen) yapıdadır.
• Kendini yenileyebilme ve onarılabilme özelliğindedir. (Golgi aygıtı görev alır.)
• Üzerinde madde alışverişini sağlayan porlar bulunur.
• Bir molekülün zardan geçip geçemeyeceği ya da ne kadar kolaylıkla geçebileceği molekülün ve hücrenin özelliğine bağlıdır.

Hücre Zarının Görevleri
• Madde alışverişini sağlar. (En önemli görevidir)
• Hücreye şekil verir, korur ve dağılmasını önler.
• Hücreye alınan veya hücreden atılan moleküllerin seçimini ve geçişini kontrol eder.
• Hücrenin çevresini tanımasını ve hücrelerin birbirleriyle etkileşimini sağlar.
• Amip, akyuvar gibi hücrelerde fagositoz ile hareketi sağlar.
• Toksinlerin veya antijenlerin hücreye zarar vermesini önler.
• Savunma hücreleri ile vücuda giren yabancı mikropların yakalanıp yutulmasını sağlar.
• Bitki hücrelerinde hücre çeperinin yapısına katılan selülozu sentezler.
• Hormonların hedef hücrelerde tanınmasını sağlar.
• Farklılaşarak sil, kamçı, yalancı ayak, villus, pinositoz cebi, besin kofulu, mezozom gibi yapıların oluşumunu sağlar.
Hücre Zarının Yapısı (Akıcı Mozaik Zar Modeli)
• Hücre zarı ile ilgili geçerli olan model 1972 yılında Singer (Singır) ve G. Nicholson (Nikılsın) tarafından geliştirilmiştir.
• Hücre zarının yapısını açıklayan bu modele Akıcı mozaik zar modeli denir.
• Bu modele göre; hücre zarı temelde protein, lipit ve karbonhidrat moleküllerinden meydana gelmiştir.
• Bu modele göre zarın yapısında iki sıra halinde fosfolipit tabakası bulunur.
• Bu moleküllerin genellikle hücre zarında bulunma oranları Protein (%55) > Lipit (%42) > Karbonhidrat (%3) şeklindedir.
• Çift katlı fosfolipit tabakası esnek olup sürekli hareket halindedir. Bu durum hücre zarına akıcılık özelliği kazandırır.
• Fosfolipitlerin baş kısmı fosfat ve gliserolden oluşur ve dışa dönüktür. Çift tabaka halinde bulunan fosfolipitlerin baş kısımlarında biri hücre dışına bakarken diğeri sitoplazmaya bakar. kuyruk kısımları ise ortada kalır.
• Baş kısımlar suda çözünür ve hidrofilik (suyu seven) yapıdadır.
• Yağ asitlerinden oluşan kuyruk kısımlar ortada ve birbirine dönüktür. Bu kuyruk kısımlar iki molekül yağ asidinden oluşur ve suda çözünmez. Bu kısım hidrofobik (suyu sevmeyen) yapıdadır.
• Bu nedenle fosfolipit tabakası suyun hücreye giriş ve çıkışını büyük oranda engeller yapıdadır.
• Fosfolipit moleküllerinin arasında düzenli şekilde dağılmış protein molekülleri bulunur.
• Bu proteinler yağ tabakası içinde hücre zarını boydan boya kat ederek kanal proteinleri oluşturur.
Bu kanal proteinler;
• Hücrenin dış ortamla madde alışverişini sağlar.
• Sitoplazmanın homeostatik dengesini düzenler.

• Kanal proteinlerinin dışında hücre zarının yüzeyine tutunmuş yüzey proteinleri de bulunur. Bu yüzey proteinleri çoğunlukla enzim görevi yapar.
• Zarın yapısında bulunan glikoz molekülleri serbest olarak bulunmazlar. Zarın dış kısmında protein ya da lipitlere bağlı olarak bulunurlar.
• Proteinlere bağlanarak → Glikoproteinleri, lipitlere bağlanarak → Glikolipitleri oluştururlar.
► Hücre zarındaki fosfolipit sentezi granülsüz (düz) endoplazmik retikulum tarafından gerçekleştirilir.
► Glikoprotein ve glikolipit sentezi ise golgi aygıtı tarafından gerçekleştirilir.
Glikoproteinler ve Glikolipitlerin Görevleri
• Hücrenin antijenik özellik kazanmasında,
• Hücrelerin birbirini tanımasında,
• Hücre yüzeyinin negatif yük kazanmasında,
• Uyarıları algılayan reseptör oluşumunda,
• Bağışıklık sisteminde önemli rol oynar.
• Hücre zarının seçici geçirgenliğini denetleme
Hücre zarı sadece bir sınır değil, aynı zamanda hücrenin pasaportu ve koruma kalkanıdır. İşte zarın yapısındaki o gizemli moleküllerin görevleri:
🆔 Hücrenin Özgünlüğü: Glikoprotein ve glikolipitler hücreye özgüllük kazandırır, yani hücrenin kimliğini belirler. Bu moleküllerin her hücrede farklı miktar ve dağılımda olması, hücrelerin birbirini tanımasını sağlar.
🛡️ Kolesterolün Rolü: İnsan ve hayvan hücre zarlarında bulunan kolesterol (bir steroit çeşidi), zardan doğrudan geçebilecek büyüklüktedir. Görevi; zara sağlamlık ve esneklik kazandırmak, zarın akışkanlığını dengelemek ve madde geçirgenliğini desteklemektir.
⚠️ Sertleşme Riski: Unutmayın; fazla kolesterol içeren besinler tüketmek, hücre zarlarının esnekliğini yitirip sertleşmesine neden olabilir.
🌱 Bitkilerde Durum: Çok önemli bir detay! Bitkilerde kolesterol bulunur ancak hücre zarlarının yapısına katılmaz.
Not: Sorularda karşınıza çıkarsa şaşırmayın; glikoproteinler aynı zamanda hücrelerin hormonlara cevap vermesini sağlayan reseptör (alıcı) görevini de üstlenirler!
Villus (mikrovillus)
Bağırsak epitel
Ücretsiz önizleme burada bitti
Asıl konu anlatımının ilk %30’unu okudunuz. Konu metninin devamını okumak ve etkinlik, performans görevi ile kontrol noktası çözümlerini görmek için abone olun.
Konu anlatımının tamamını açÖğrenci Plus
Bu çalışmanın açıklamalı çözümüne Öğrenci Plus ile erişebilirsiniz.
Paketleri incele